08 Aralık 2025 Pazartesi
Milyonlarca vatandaşı ve turizm işletmecisini ilgilendiren İlke Kararı, 9 Aralık 2025 tarihli ve 33102 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından alınan 2025/2120 sayılı kararda, konaklama tesislerinde kimlik fotokopisi alınmasının veya taranarak sisteme kaydedilmesinin yasal dayanağı olmadığı belirtildi.
Kurumdan yapılan açıklamada, turizm sektöründe konaklama hizmeti alan kişilerden teyit amacıyla kimlik belgesi talep edilmesinin “eşyanın tabiatı gereği” olduğu ve hukuka uygun bulunduğu ifade edildi. Ancak, kimlik belgesinin görülmesinin ardından ayrıca fotokopisinin alınmasının veya taranmasının “gereğinden fazla veri işleme” sonucunu doğurduğu ve bu işlemin hukuka aykırı olduğu vurgulandı.
Kararda dikkat çeken bir diğer husus ise eski tip nüfus cüzdanlarına ilişkin uyarı oldu. Halen kullanımda olan eski nüfus cüzdanlarında kişilerin “dini” ve “kan grubu” gibi özel nitelikli kişisel verilerinin yer aldığı hatırlatıldı. Bu belgelerin fotokopisinin alınmasının, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenen “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesi” yasağına aykırılık teşkil edeceği bildirildi.
Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, işletmelere yönelik iki temel yükümlülük getirildi:
Kararda, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu ve ilgili yönetmelikler gereğince işletmelerin yasal hakları ve sorumlulukları da hatırlatıldı. Buna göre otel işletmecileri; misafirlerin isim, soy isim ve T.C. kimlik numarasından oluşan bilgileri kaydetmeye devam edecek. Ayrıca Vergi Usul Kanunu gereği faturalandırma için gerekli bilgilerin işlenmesinin de hukuka uygun olduğu belirtildi.
Kurum tarafından yapılan değerlendirmede, idari ve teknik tedbirlere uymayan veri sorumluları hakkında Kanun’un 18. maddesi hükümleri çerçevesinde cezai işlem uygulanacağı kamuoyuna duyuruldu.
Kamu alımları, atama kararları ve en son memur haberleri için KamuHaberci.com
Küresel piyasalarda gözler, 2025 yılı boyunca rekor seviyeleri test eden altın fiyatlarına çevrildi. 8 Aralık 2025 tarihi itibarıyla 4.200 doların üzerinde işlem gören ve yıl içerisinde 4.381 dolar seviyesini görerek tarihi zirvesine ulaşan ons altın için uluslararası bankalardan yeni tahminler geldi. Wells Fargo, JPMorgan, Goldman Sachs ve Bank of America gibi dev finans kuruluşları, yayımladıkları raporlarda 2026 yılı altın tahminlerini paylaştı.
Yatırımcıların ve ekonomi çevrelerinin yakından takip ettiği raporlara göre, bankaların büyük bir kısmı altının yukarı yönlü hareketinin devam edeceği görüşünde birleşti. Özellikle Bank of America ve JPMorgan tarafından yapılan değerlendirmelerde, ons altın fiyatının 5.000 dolar seviyesine ulaşabileceği belirtildi.
Uluslararası piyasalardan derlenen verilere göre bankaların 2026 yılı ons altın fiyat tahminleri şu şekilde:
| Banka / Finans Kuruluşu | 2026 Ons Altın Fiyat Tahmini ($) |
| Bank of America | 5.000 Dolar |
| JPMorgan | 5.000 Dolar |
| Goldman Sachs | 4.900 Dolar |
| Wells Fargo | 4.500 – 4.700 Dolar |
| Morgan Stanley | 4.500 Dolar |
| UBS | 4.500 Dolar |
| Deutsche Bank | 4.450 Dolar |
Kurumlar tarafından yapılan açıklamalarda, 2025 yılında yaşanan yükseliş trendinin temel alındığı ve 2026 yılında da bu ivmenin korunmasının beklendiği ifade edildi. Wells Fargo analistleri fiyat aralığını 4.500 – 4.700 dolar olarak belirlerken, Deutsche Bank tahminini 4.450 dolar seviyesinde tuttu. KamuHaberci.com
Söz konusu tahminlerin, küresel ekonomik göstergeler, merkez bankalarının faiz politikaları ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği, yayımlanan raporların dipnotlarında vurgulandı.
Önemli Not: Haberde yer alan veriler ve tahminler, uluslararası bankaların yayımladığı raporlardan derlenmiş olup, kesinlik içermemektedir. Bu bilgiler yatırım tavsiyesi değildir.
Detaylar İçin: Konuyla ilgili detaylı raporlara ilgili bankaların resmi internet sitelerindeki yatırımcı ilişkileri bölümlerinden erişim sağlanabilir.
Kamu alımları, atama kararları ve en son memur haberleri için KamuHaberci.com
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kamu kurumları ve özel sektörde kullanımı artan yapay zeka uygulamaları, veri güvenliği risklerini de beraberinde getiriyor. Bu kapsamda Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), “Üretken Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi (15 Soruda)” başlıklı dokümanı kamuoyu ile paylaştı. Söz konusu rehberde, üretken yapay zeka sistemlerinin kişisel verilerin korunması bağlamındaki etkileri değerlendirilirken, bireylerin mahremiyetine saygılı bir yaklaşımın teşvik edilmesi amaçlanıyor.
Kurum tarafından hazırlanan rehberde, yapay zeka sistemlerinin yaşam döngüsü boyunca gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından veri sorumlusu niteliğini taşıyan aktörlere yol gösterilmesi hedefleniyor. Dokümanda öncelikle, üretken yapay zeka sistemlerinin içerik üretim süreci, kullanım alanları ve bu kullanımın doğurabileceği risklere ilişkin temel hususlar ele alındı.
Ayrıca, üretken yapay zeka sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen veri işleme faaliyetlerinin, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususu detaylıca aktarıldı.
Rehber sadece teknik personeli veya veri sorumlularını değil, son kullanıcıları da kapsayan uyarılarda bulunuyor. Günlük hayatta üretken yapay zeka uygulamalarından yararlanırken kişisel verilerin korunması açısından bireylerin dikkat etmesi gereken hususlara yer verildi. Özellikle bu teknolojileri kullanan çocuklara yönelik olarak ebeveynler tarafından alınabilecek önlemler ve değerlendirmeler de rehberin önemli başlıkları arasında bulunuyor.
KVKK’nın yayımladığı bültende, Türkiye’deki gelişmelerin yanı sıra dünya genelindeki veri güvenliği ve çocuk haklarına dair önemli raporlara da yer verildi.
UNICEF’ten ‘Çevrim İçi Oyun’ Raporu Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), çevrim içi oyunlarda çocukların korunmasına ilişkin yeni bir rapor yayımladı. Raporda, şiddet yanlısı yapılanmaların çocukları propaganda ve şiddet eylemlerine dahil etmek amacıyla çevrim içi oyun ekosistemlerini araçsallaştırdığı vurgulandı. Oyunların sosyal ve teknik özelliklerinin, çocuklara ulaşmak ve onları etkilemek için kullanılabildiğinin altı çizilirken, bu risklerin bütüncül bir biçimde ele alınması gerektiği belirtildi.
Sosyal Medyada Yaş Sınırı Düzenlemeleri Bültende yer alan uluslararası gelişmelere göre; Avustralya’da belirli sosyal medya platformlarının kullanımı için asgari yaş sınırının 16 olarak belirlendiği düzenlemenin 10 Aralık 2025 tarihinde uygulanmaya başlanacağı aktarıldı. Benzer bir hazırlığın Danimarka’da da yürütüldüğü ve 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımının yasaklanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü açıklandı.
Yapay Zekâ ve Hukuk İlişkisi Avrupa Parlamentosu tarafından yayımlanan raporda ise yapay zekânın hukuk uygulamalarındaki mevcut durumu ve potansiyel katkıları incelendi. Yapay zekânın, hukuk kurallarının uygulanmasının izlenmesini daha doğru ve verimli bir hale getirme potansiyeline sahip olduğu belirtildi.
Kamu personelini ve vatandaşları yakından ilgilendiren dijital güvenlik ve mevzuat gelişmelerini kamuhaberci.com üzerinden takip etmeye devam edebilirsiniz.
Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan devlet memurlarının dinlenme hakkı, Anayasa ve kanunlarla teminat altına alınan sosyal haklar arasında yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‘nun ilgili maddeleri uyarınca belirlenen izin süreleri, memurların hizmet yılları esas alınarak hesaplanmaktadır. Özellikle izinlerin kullanımı sırasında idare ile personel arasında yaşanan uyuşmazlıklar, “hizmet gereği” kavramının sınırları ve idari izinlerin yıllık izne etkisi konuları, mevzuat çerçevesinde netlik kazanmaktadır. KamuHaberi.com analiz haberinde sizin için tüm detayları değerlendiriyoruz.
Devlet memurlarının yıllık izin süreleri, hizmet yılları dikkate alınarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‘un 102. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Buna göre; hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dahil) olan memurlar için yıllık izin süresi 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için ise 30 gün olarak uygulanmaktadır. Bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün yol izni eklenebilmektedir.
Hizmet süresinin hesabında, sadece memuriyette geçen süreler değil, kazanılmış hak aylığında değerlendirilen diğer hizmet süreleri de (askerlik, özel sektördeki bazı hizmetler vb.) dikkate alınmaktadır.
Yıllık izinlerin kullanımı konusunda en sık karşılaşılan sorunlardan biri, amirlerin takdir yetkisinin sınırlarıdır. 657 sayılı Kanun’un 103. maddesine göre yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir.
Ancak hukukçular ve Cumhurbaşkanlığı görüş yazılarına göre, amirlere tanınan bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. İdarenin takdir yetkisi, “kamu yararı” ve “hizmet gerekleri” ile sınırlıdır. Memurun dinlenme hakkının, somut bir gerekçe (personel yetersizliği, acil iş yükü, teftiş dönemi vb.) gösterilmeksizin keyfi olarak engellenmesi, idari hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Amirlerin görevi, hizmetin aksamamasını sağlamakla birlikte, memurun anayasal dinlenme hakkını kullanmasını mümkün kılacak planlamayı yapmaktır.
İzin sürelerinin hesabında hafta sonu ve resmi tatillerin durumu, memurlar arasında sıklıkla tereddüt yaratmaktadır. Mevcut uygulamada ve Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı’nın görüşleri doğrultusunda şu hususlar öne çıkmaktadır:
Kullanılmayan izinlerin akıbeti, 657 sayılı Kanun’un 103. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Ancak cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşmektedir. Yani bir memur, 2024 yılında en fazla 2023 yılından devreden iznini ve 2024 yılı iznini kullanabilir; 2022 yılından kalan izinler (eğer kullanılmadıysa) yanmış sayılır.
Öğretmenler için ise farklı bir düzenleme mevcuttur. Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayıldıklarından, bunlara hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında ayrıca yıllık izin verilmemektedir.
Yıllık izinlerin yanı sıra, memurların belirli durumlarda kullanabilecekleri “Mazeret İzinleri” de Kanun’un 104. maddesinde tanımlanmıştır. Bu haklar amirin takdirine bağlı olmayan, olayın gerçekleşmesiyle doğan haklardır:
Memurların izin haklarını kullanırken, taleplerini resmi yazı ile kurumlarına iletmeleri ve onay sürecini takip etmeleri, ileride doğabilecek mağduriyetlerin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kamu alımları, atama kararları ve en son memur haberleri için KamuHaberci.com
Ödemenin ne zaman yapılacağını merak eden maden işçileri için detaylar ve resmi tarih şu şekildedir:
Resmi Gazete’de yayımlanan 9398 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca; maden işletmelerinin münhasıran yer altı işlerinde çalışanlarına, 6772 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre yapılacak olan ilave tediyenin tamamı 23 Aralık 2025 tarihinde ödenecektir.
Bu ödeme, genel ilave tediye takviminden farklı olarak tek seferde ve Aralık ayında gerçekleştirilecektir.
23 Aralık 2025 tarihinde yapılacak olan ödeme, tüm maden işçilerini değil, yasal düzenlemede belirtildiği üzere “münhasıran yer altı işlerinde çalışan” işçileri kapsamaktadır. Tediye ödemesi hak eden diğer personel için genel tediye takvimi (Ocak ve Mart ayları) geçerliydi ve ödemeler zamanında hesaplarına yatmıştı.
Yapılacak olan bu ödeme, 6772 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince verilen “ek ilave tediye” niteliğindedir. Karar, 11 Ocak 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve ödeme planı resmileşmiştir.
Maden işçileri, belirlenen tarihte (23 Aralık 2025) ilgili tediyelerini tam olarak alabileceklerdir.
Kamu alımları, atama kararları ve en son memur haberleri için KamuHaberci.com